Neler yeni

Bilgisayarınızın İçinde Ne Var? Dünden Bugüne Donanım ve Önemli İpuçları

Mehmetkarahanlı

Özel Üye
Özel Üye
Katılım
19 Haz 2016
Mesajlar
8,481
Beğeniler
70
#1

Yeni bir bilgisayar toplarken karşı karşıya kalabileceğiniz terimler ve teknik donanım kısaltmaları can sıkıcı olabiliyor. Bu rehberi yeni donanım toplayanlara hem rehber olması, hem de biraz donanım tarihi hakkında ışık tutabilmesi amacıyla derledik.
Rehberimiz bugün modern ve nitelikli bilgisayarlarda bulunan birçok donanımın ne işe yaradığını, nasıl geliştiğinin kısa bir özeti olacak.
CPU nedir ve bugüne kadar ne gibi evrelerden geçti
Çok fazla teknik terimlerle kafanızı şişirmeyelim, CPU (central processing unit) ya da diğer adıyla işlemci aslında bir yonga (chip) üzerine yerleştirilmiş bir hesap makinesi gibi çalışır. Bilgisayara gönderdiğiniz her komut CPU üzerinden işleme alınır. Bu komut klavyede bir tuşa basmak, faraeyi hareket ettirmek y da bir dizi kod yazmak olabilir.
Üzerinde milyarlarca transistör bulunan CPU’lar elektrik sinyallerini güçlendirip yönlerini değiştirerek işlemleri gerçekleştirirler. Bilgisayar ana kartı üzerinde CPU soketlerine yerleştirilirler. CPU soketleri genellikle plastik olmakla birlikte; CPU ile teması sağlayacak iğne veya alanları CPU üzerinde sağlam bir şekilde temas etmesini sağlayacak metal temas mandalını içeren bir bölümdür.
İlk işlemci Intel 4004, 1971 yılında üretildi. Bu işlemci çok da güçlü değildi. Sadece toplama ve çıkartma işlemleri yapabiliyordu. Bunun yanı sıra her defasında sadece 4 bit işlem kapasitesine sahipti. Ancak o tarihte her şeyin bir yonga üzerine sığdırılmış olması büyük bir başarıydı. 4004'ün üretiminden önce mühendisler bilgisayarları çok sayıda yonga ve mekanik parçaların birleşiminden yapıyorlardı, 4004 ilk taşınabilir elektronik hesap makinesine hayat veren yonga olarak tarihe geçti.
Ev bilgisayarları için kullanılan ilk işlemci Intel 8080 olarak elektronik tarihine adını yazdırdı. 1974 yılında üretilen bu işlemci 8bit'lik bir işlem gücüne sahipti. Ancak 1982 yılında üretilen Intel'in 8088 işlemcisi IBM PC makinelere hayat verdi, ev ve ofis bilgisayarlarında boy gösterdi.
Pentium, Pentium II, Pentium III, Pentium 4 , Celeron ve son olarak 4 ve 8 Çekirdekli işlemcilerin hepsi temelde 8088 tasarımının geliştirilmesiyle bilgisayarlarımıza hayat verdiler.
İşlemci hızını etkileyen faktörler ve önemli CPU terimleri
CPU’nun hızı(Ghz); işlemcinin saniyede yaptığı işlem sayısını ölçümler. Kısaca şöyle özetleyebiliriz; CPU da bulunan transistörlerin saniyede kaç defa açılıp bu aralık içinde saniyede kaç işlem yaptığını ifade eder.
FSB(Front Side Bus)-Sistem Hızı; Kuzey köprüsü ile işlemci arasındaki veri taşıma hızına denir. FSB’nin hızı ne kadar büyükse işlemci o kadar hızlı ve rahat çalışır.
CPU’nun Çarpan sayısı (Clock Ratio); işlemcinin FSB hızına oranla maksimum kaç katı hızda çalışacağını belirleyen çarpan olarak tanımlanır. Çarpan değeri bilgisayar açılırken “bios” tarafından işlemciden alınır ve bununla işlemci doğrulaması yapılır. Her işlemciye ait çarpan katsayısı bulunur. Örneğin; 200 Mhz bir FSB ve 20x çarpana sahip işlemcinin hızı 4000 Mhz yani 4 Ghz olarak okunur.
Çekirdek Sayısı (Core); işlemci hızında önemli bir diğer etkenlerden biri. Çekirdek kavramı CPU için aynı anda kaç farklı iş parçacığının işleme girmesi diye tanımlanabilir. Günümüzdeki 8 çekirdekli işlemcilerde işletim sistemlerinin de desteklemesiyle aynı anda 8 farklı iş parçacığı işlenebiliyor. Bu durum bize çok hızlı bir bilgisayara sahip olduğumuzu işaret ediyor.
Tavsiye:
300 $’a bulacağınız bir çift çekirdek hızlı olabilir. Ancak 500 $’a dört çekirdekli bir işlemci almanız daha sağlıklı ve faydalı olabilir. Bilgisayar almadan önce mutlaka iki kere düşünerek cihazınızı hangi alt ve üst limitlerde kullanacağınızı hesaplamalı ve CPU ünitesini buna göre seçmelisiniz.

Anakart nedir? Nasıl çalışır?
Anakartlar yıllardır kullanılan devre kartlarından başka bir şey değiller. Teknoloji geliştikçe sıradan bir devre kartı olmaktan çıkmış ve başlı başına bir teknoloji ürünü haline geldiler.

İlk Anakart 1982 yılında IBM bilgisayarlarda kullanıldı. 1982’de kullanılan Anakart ile günümüzde kullandığımız Anakartlar arasında boyutlarına bakacak olursak fazla bir fark göremeyiz. İlk kart; devre elemanlarından oluşan bu kaide üzerinde 4,7 MHZ Intel 8088 işlemci, BIOS, bellek ve çeşitli kartların takılabileceği yuvalardan oluşuyordu. Eğer bu bilgisayara disket sürücü, paralel çıkış veya başka bir şey takmak isterseniz ona uygun başka bir kart daha alıp Anakarta takmak gerekiyordu. 80'lerde Anakartlar kendi üzerlerinde genişlemeye çok müsait olamadılar. Ekstra kullanılan genişleme kartları ile hantal bir yapıya sahiptiler.

Anakartlar elektriği geçirmeyen fiberglas malzemeden üretilirler ve üzerinde bakır yollar bulunur, çok karmaşık bir yapıdadırlar ama çalışma prensipleri oldukça basittir.

Standart bir Anakart üzerinde bulunan minimum bileşenler ve donanımlar; İşlemci, Chipset (Yonga Seti), Ram, Ses kartı, Ekran kartı, Ethernet kartı, Bios, Ram slotları, PCI slotları, AGP Slotları gibi bileşenlerden oluşur. Bunların yanı sıra klavye ve farenin takılabileceği PS/2 ve USB bağlantıları da Anakart üzerine bütünleşik halde çalışır.
Tavsiye:
İşlemciniz ile Anakartınızın mutlaka birbirine uyumlu olmasına dikkat edin. İşlemciniz AMD ise AMD uyumlu, Intel ise Intel uyumlu Anakartlar seçmelisiniz. Soket sayıları da çok önemlidir. İşlemcilerin bacak sayısına mutlaka dikkat edin Soket 939 AM gibi bir ibare mutlaka Socket 939AM soketi olan bir Anakarta yerleştirilmelidir.
Aynı uyumun RAM slotları içinde geçerli olması gerekir. DDR serisi RAM’lerin 2 ya da 3’üncü nesil olup olmadığını kontrol ettikten sonra buna göre kart ya da bellek seçmelisiniz.
Anakart ve sabit disk uyumu bir diğer önemli konu. SATA 2 veya SATA sistemlerinin desteklendiğinden emin olun.
En iyi sistem için dikkat etmeniz gerekenleri tekrar sıralayalım
1- İşlemci markasına ve işlemci soketine uygun
2- Minimum 1333 Mhz hafıza hızı
3- DDR 3 hafıza tipi
4- SATA 2 destekli
5- Dahili (onboard) olarak; ekran kartı (VGA), DVI ve HDMI çıkışları bulunan
6- En az PCI Express 2.0 destekli

RAM nedir? Nasıl Çalışır?
Belki de bilgisayar konfigürasyonu yaparken en çok kafa karıştıran ünitelerden biri.
RAM – (Random access memory) yani “Rastgele Erişilebilir Bellek” cümlesinin kısaltılması ile oluşan bir tanımlama. Temel olarak bilgisayar, ekran kartı, birçok mikroişlemci modülünün içinde daimi olarak yer alan bir parça olarak dikkat çeker. Yaptığı işi; bilgisayar veya teknik birim çalışırken, yapılacak işlemleri kendi üzerindeki hafıza hücrelerine alarak, tüm işlemlerin daha hızlı yapılmasını sağlayan birim olarak tanımlayabiliriz.

Bellek olarak tanımlanması hiç de yanlış değil. RAM eninde sonunda bir depolama aygıtıdır. Ancak çalışması ve bilgilerin depolandığı şekilde modül üzerinde muhafaza edilmesi için sürekli olarak enerjiye ihtiyacı vardır. Belleğe verilen enerji kesilirse anda üzerindeki tüm bilgiler kaybolur. Bu özelliği ilk başta bir dezavantaj gibi algılansa da, üstün bir veri aktarım hızına sahiptir.
Bu enerji gereksinimi algoritmasını kısa ve basit olarak şöyle örneklendirebiliriz; DDR2 serisi için gereken enerji 1.8 ile 2.5V arasında. Yeni nesil DDR3 serisi için ise bu gereksinim 1.5 volt düzeyinde ölçümleniyor.
Yeni nesil DDR3 türündeki belleklerin voltaj gereksinimlerindeki düşmesinin sebebi ise üretim teknolojisinde kullanılan ölçeklendirme yani her transistör için kullanılan alanın küçültülmesi ile oluşan bir gelişme.
RAM bellekler ayrıca ekran kartları gibi grafik işleme ünitelerinde de kullanılıyorlar. Ancak isimleri bu kartlar üzerinde GDDR adlandırılırlar. GDDR bellekler bilgisayarın normal işlemcisi ile değil, grafik işlemcisinin hemen yanında bulunarak onunla birlikte uygun bir şekilde çalışır.
Kullanılan teknoloji aynı gibi görünse de, hız olarak grafik ram bellekleri normal ram belleklere göre biraz daha gelişmiş olarak karşımıza çıkıyorlar.
Tavsiye:
Neye ihtiyacınız var karar verin. 32 bit mi yoksa 64 bit bir Windows sürümüne mi sahipsiniz bu önemli. Ana kartınızın desteklediği RAM türüne göre MHz çarpanlarını dikkatle inceleyin. Gerçek performansı alabilmeniz için kartınızın desteklediği en düşük ve en yüksek seviyeler çok önemli.
RAM’lerinizi çok ağır işler için kullanacaksanız mutlaka soğutucu aparatlar almayı unutmayın.


[h=2]Depolama hakkında bilmeniz gerekenler[/h]HDD ve SSD nedir? Hangisi tercih edilmelidir

HDD ve SSD
RAM'lerin belleklerine aldıkları bilgileri PC’nizi kapattığınızda saklayamadığınızdan bahsetmiştik. Sistem belleklerinin bu özelliğinden dolayı güç kullanmadığı halde veri saklayabilecek donanımlara ihtiyacı duyulur. İşte bu ihtiyacı sistemde sabit disk sürücüler karşılarlar.
İlk modern bilgisayarın 1940'larda icat edilmesiyle beraber küçük bir sorun da ortaya çıkmıştı: kapatıldığında veriyi uzun süre saklayabilecek, aynı zamanda güçle çalışan bellekler henüz mevcut değildiler. Bu durum veriyi saklayabilmek için türlü çalışmalara yol açmıştı.
En eski bilgisayar bellekleri "geçici" ve "geçici olmayan" (güçle çalışan) olmak üzere ikiye ayırıyordu. Tarihe adını yazdırmış, geçici olmayan birkaç bellek türü bulunuyor. Bunlar arasında silindir şeklindeki “drum” bellekler, manyetik-çekirdek belleği ve onun çeşitli varyasyonları olan; twistor bellek “ince-film bellek” gibi bulunuyor.

1980'lerden bu yana kişisel bilgisayarlarda depolama, dijital verileri dönen bir manyetik disk üzerinde saklayan sabit diskler (HDD) yoluyla yapılıyor. Son 10 yılda NAND flaş-bellekler, sabit disklerin yerini yavaşça almaya başladı. Daha sonra SSD (katı hal sürücüsü) olarak adlandırılan bu diskler, 3,5 inç ve 2,5 inç'lik HDD boyutlarını korudular.
Konu Hard disk olduğunda, kullanıcıların ikilemde kaldığı görülür. HDD Hard disk ve SSD Hard disk seçeneği arasında sıkışıp kalırlar. İyi bir bilgisayar toparlamak isteyenler için, bu Sorunun cevabı SSD'dir.
SSD olarak yapılandırılan depolama aparatları, bünyelerinde herhangi bir çelik disk barındırmadığından dolayı hızlı çalışırlar. Sürtünme teknolojisinden uzak durmaları ise daha çok flaş bellek tarzı depolama alanlarına sahip olmalarından kaynaklanır.
Tavsiye
SSD'ler pek çok konuda HDD'leri geride bırakıyor. Özellikle HDD'lerde olduğu gibi içinde hareketli parça bulundurmayan SSD'ler, böylece HDD'lerin aksine düşmelere, çarpmalara ve sarsıntılara karşı daha dayanıklı yapıya sahip.
Herhangi bir mekanik aksama sahip olmadığı için SSD’ler neredeyse tamamen sessiz çalışıyorlar. Güç tüketimi ve boyut alanlarında da büyük avantajlar sağlıyorlar.
Tercih edeceğiniz SSD’nin minimum okuma hızının 400MB/sn ve minimum yazma hızının 300MB/sn olması sizin için harika sonuçlar verir.
SSD alırken SATA 3 almak performans avcılarının tercihi. Ancak bu maddeyi Anakartınızın desteğini de göz önüne alarak değerlendirmenizi tavsiye ederiz.

[h=2]Ekran kartları hakkında her şey[/h]Ekran kartının önlenemez cazibesi

Ekran kartı bilgisayarın monitöre görüntü aktarımını sağlayan birimdir. Ekran kartı olmayan bir bilgisayardan görüntü elde edemezsiniz.
Günümüzde ekran kartları için Gpu üreten, birbirine rakip iki büyük firma var. Nvidia ve AMD aralarındaki sürekli rekabetten dolayı her geçen gün Gpu mimarilerini güçlendiriyor ve kapasitelerini artırarak görüntü kalitesinde devrim yaratıyorlar.
Görüntü kartı ilk olarak seri üretilen Apple II Mikrobilgisayar'da kullanıldı. IBM firması 1981 yılında tek renge sahip görüntü kartına sahip PC'leri piyasaya sürdü, bunlara “monochrome” monitörler eşlik ettiler. Bu monitörlere kısaca MDA (Monochrome Display Adapter) deniliyordu.
Daha sonra Hercules firması 1982 yılında daha yetenekli görüntü kartı olan Hercules Graphics Card adında ürününü piyasaya sürdü. İlk renkli görüntü standartları şöyle evrimleştiler:
1981 yılında CGA (Color Graphics Adapter),
1984 yılında EGA (Enhanced Graphics Adapter)
PS/2 modeller için MCGA ve VGA (Video Graphics Array)
1989 sonrası IBM firması görüntü kartı standardı geliştirmedeki etkein rolünü kabetti. Günümüzde bütün PC'lere ait ekran kartları VGA modunu (16 renkli 640 x 480 piksel) destekler.
VGA standardını 1.280 x 1.024 piksel çözünürlüğe ve 16 Bit renk derinliğine sahip günümüz bilgisayarlarında kullanılan VESA (Video Electronics Standards Association) takip etti.
1990 yılında itibaren kendi görüntü işlemcisine (GPU Graphics Processing Unit) sahip görüntü kartları geliştirilmeye başlandı.

1996 yılında Kaliforniya'lı 3dfx Interactive, 3D hızlandırıcılı 3dfx Voodoo Graphics görüntü chipsetleri geliştirdi. Bu ürün hem oyun dünyasında hem de GPU algoritmasında devrim niteliği taşır. 3dfx sayesinde bilgisayarlar ile 3. boyut evreni arasında geometrik şekillerin ve doku doldurma (Texture mapping) işlemleri gerçekleştirildi.

Zaman içinde artan 3D performans ihtiyacı, Multi-GPU tekniği yani SLI ve Crossfire tekniklerinin gelişmesine yol açtı. Bu her iki teknoloji sayesinde birden fazla görüntü işlemcisi paralel olarak tek kart üzerinde çalışabiliyor ve görüntü kalitesi ve performans inanılmaz artıyor.
SLI ve Crossfire nasıl kullanılmalı?
Crossfire ve Sli teknolojileri 1 adetten fazla ekran kartının gücünden yararlanmak olarak açıklanabilir. Ancak güç kaynağınızın 2 kartı destekleyecek voltaja sahip olmasına mutlaka dikkat etmelisiniz. Her iki sistemde de daha fazla güç, daha fazla performans anlamına geliyor.
Sli veya Crossfire yapmak isterseniz şu noktalara dikkat etmelisiniz.
SLI kullanmak isteyenler: Aynı marka, model ve bios'a sahip kartları kullanmalısınız. Crossfire kullanmak isteyenler: Aynı nesil ve seriye sahip kartları kullanmalısınız. Yani HD4850 ile HD4870 Crossfire yapılabilir ancak, HD4850 ile HD5770 Crossfire yapılamaz.
Tavsiyeler
1- Güç kaynağına göre ekran kartı seçmeye çalışın.
2- İşlemci(CPU) düşük bir modelse, darboğaz yaratmaması için ürün kartelasına dikkat edin.
3- Bellek ve bit olaylarına takılmayın. Önemli olan kartın neslidir.
4- Kasa(kasa değişmeyecekse) iç hacmi kart için yeterli olup olmadığını mutlaka ölçün. Kasanıza büyük ve diğer donanıma yer bırakacak büyüklükte kart alın.
5- Ekran Kartından(GPU) ne istediğinizi ölçüp tartın. Nvidia Quadro alıp oyun oynamaya ya da GTX770 Windforce 3x alınıp çizim yapmaya çalışmayın.

Yazımıza burada son veriyoruz. Bir bilgisayar yapılandırırken gerekli olan en önemli parçaların bu kadar olmadığını biz de biliyoruz. Ancak bunun için bir blog alanından daha fazlasına ihtiyacımız olduğunu da kabul etmemiz lazım.
 
Son düzenleme: